fbpx

Yazar başlığı

Autem vel eum iriure dolor in hendrerit in vulputate velit esse molestie consequat, vel illum dolore eu feugiat nulla facilisis at vero eros et dolore feugait

%s yazar arşiviadmin

Vajinal Koku

Vajina kokusunun ana kaynağı vajinal akıntıdır. Vajina mukozası ve bezlerinden salgılanan sıvıya vajina akıntısı denir.

Belli bir miktarda kokusuz vajina akıntısı fizyolojik olarak normaldir. Vajina kokusuna neden olmaz. Bununla birlikte çeşitli hastalıklarda vajinal akıntının miktar, renk ve kokusu değişerek farklılık gösterir.

Fizyolojik vajinal akıntı şeffaf ve az miktardadır. Anormal durumlarda rengi sarı, yeşil, beyaz, kıvamı yoğun, kokusu ise kötü olabilir.

Vajina kokusu neden olur?22

Genital bölge ter ve yağ bezleri açısından zengindir. Çok hafif bir terleme, yürüyüş ve spor yapma, sentetik iç çamaşırı kullanma vajinal koku yapabilir. Bu yüzden vajina kokusunu önlemek için genital bölge temizliğine dikkat edilmelidir. Dar ve sentetik giysilerden kaçınılmalıdır. Genital bölgeyi temiz tutmak için aşırı yıkamakta enfeksiyonlara neden olabilir. Bazı kadınlar genital bölgelerine korkularından dolayı dokunmak istemez. Buda iyi temizlememeye bağlı vajinal koku yol açar.

Bu haller dışında özellikle bakteri ve mantar kaynaklı enfeksiyonlar, kötü kokulu vajinal akıntıya neden olur. Enfeksiyonun şiddetine göre vajinal akıntı yanında ağrı, yanma, kızarıklık, ateş gibi ek semptomlar da görülür. Enfeksiyon doğrudan vajina kaynaklı olabileceği gibi, Bartholin bezi, rahim ağzı ve pelvik bölge kaynaklı da olabilir. Bazen kalın bağırsaktaki bir enfeksiyon ince bir bağlantı hattı (rektovajinal fistül) ile vajene açılır. Bu da vajende enfeksiyon ve kötü kokuya neden olur.

Vajinal koku ile birlikte beyaz akıntı

Adet döngüsündeki hormonal değişiklik vajinal akıntının miktar ve kıvamını etkiler. Adet döngüsünün ortası olan yumurtlama gününde daha akışkan, ince, renksiz bir vajina akıntısı olur. Adet döngüsü bitimine yakın ise kıvamı yoğunlaşır, yapışkan ve beyaz bir hal alır. Vajina akıntısındaki bu değişimin nedeni olası bir gebeliğe karşı yapılan hazırlıktan dolayıdır. Yumurtlama dönemindeki şeffaf ve akışkan bir akıntı spermlerin rahme ulaşmasını sağlarken, yapışkan ve koyu kıvamlı bir akıntı tam tersi etki gösterir. Rahmi dış ortama karşı korur.

Vajinal Kanama Nedenleri

Kadınlarda, aylık düzenli vajinal kanamaların olması normaldir. Peki, bu kanamalar adet kanamaları arasında ya da cinsel ilişkiden sonra olursa da normal midir Her kadın için süresi ve miktarı değişen normal adet kanaması vardır. Bu kanamaların arası 21 gün ile 35 gün arasında olabilir. Adet kanaması birkaç gün sürebildiği gibi bir haftaya kadar da uzayabilir. Kanama miktarı birkaç çay kaşığından, çok daha fazla miktarlara kadar çıkabilir. Düzensiz veya anormal vajinal kanama diyebilmek için, adet kanaması dışında bir zamanda, çok az miktarda lekelenme tarzındaki kanamadan, birkaç saatte bir pedi tamamen ıslatacak kadar olan kanama olması gereklidir. Ayrıca haftalarca süren adet kanamasını da düzensiz kanama olarak düşünürüz. Beklenmeyen vajinal kanamalar vajina, rahim ağzı veya rahimden kaynaklanan bir problem olduğunu gösterir. Kadınların her döneminde önemlidir ancak özellikle menopoz sonrası kadınlarda bu durum oldukça önem kazanır.

Doktora Ne Zaman Gitmeli

Eğer menopoz döneminde değilseniz adet kanamanızdan birkaç gün önce olan lekelenme tarzındaki kanama önemli değildir ve oldukça sık görülen bir durumdur. Doğum kontrol hapı kullanmaya başladığınızda da ilk birkaç ay bu şekilde lekelenmeler olabilecektir. Menopoz döneminde ve hormon tedavisi alıyorsanız adet kanamasına benzer kanamalar olacaktır. Buna çekilme kanaması diyoruz. Bunun dışında bir kanama olursa doktorunuza görünmelisiniz. Menopoz döneminde hormon tedavisi almıyorsanız ve kanamanız olduysa mutlaka doktorunuza gitmelisiniz. Yenidoğmuş kız bebeklerde anneden geçen hormonlar nedeniyle birkaç gün vajinal kanama rastlanabilir. Ancak bunun dışındaki kanamalar mutlaka araştırılmalıdır. Ergenlik dönemine kadar, kız çocuklarında görülen vajinal kanamalar da araştırılması gereken bir durumdur.

Düzensiz Vajinal Kanama Nedenleri

– Adet düzensizlikleri

– Hormon bozukluklar

– Vajinal enfeksiyonlar

– Vajina, rahim ağzı, rahim ve yumurtalık kanallarındaki tümör, polip ve kitleler

– Rahim ağzındaki bozukluklar

– Vajina, rahim ağzı ve rahim kanserleri

– Cinsel yolla bulaşan hastalıklar( bel soğukluğu, cinsel bölgedeki uçuklar gibi)

– Vajinal bölgedeki travmalar

– Gebeliğin erken dönemlerinde görülen kanamalar

– Dış gebelik

– Düşük

Rahim Alındıktan Sonra Da Düzensiz Kanama Olabilir Mi

Evet. Rahim ve rahim ağzı alındıktan sonra da vajinadaki bir takım problemlerden dolayı kanama gelişebilir. Bazı ameliyatlarda rahim ağzı bırakılarak rahim çıkarılır. Bu durumda rahim ağzından da kaynaklanan kanamalar görülebilir. Nedenine göre tedavi yapılması gereklidir.

Düzensiz Vajinal Kanamalar Kanserden Dolayı Olur Mu

Çoğu vakada vajinal kanama nedeni kanser değildir. Genelde hormonal bozukluk ve diğer nedenlerle olur. Yaşlı kadınlarda ise kanser hemen akla gelir ancak her zaman için sebep bu değildir.

Düzensiz Vajinal Kanama Durumunda Ne Yapmak Gereklidir

Öncelikle panik olmanıza gerek olmadığını bilin. Çünkü kanamaların çoğu basit nedenlerle olur. Kanamanızın vajinadan mı yoksa makattan mı geldiğine emin olun. Daha sonra doktorunuzdan randevu alın ve kanama olan günleri bir yere not ederek doktorunuza bildirin. Doğum kontrol hapı veya hormon tedavisi alıyorsanız doktorunuzla görüşün ve onun dediklerini yapın. Başka bir ilaç da ilave edilebilir ya da tamamen tedaviniz değişebilir. Gebeyseniz hemen doktorunuza haber verin.

Vajinal Daraltma

Vajina daraltma ameliyatı nedir? neden yapılır?

Normal doğum sonrası karşılaştığımız vajina yapısında oluşan kalıcı hasarlar vajinal genişlemelere ve gevşemelere neden olur…Bu durum giderek cinsel birliktelikte çiftlerin her ikisi için de sorun olmaya başlar… Cinsel ilişki sırasında ağrı, cinsel doyumda azalma ve cinsel ilişki sıklığında azalmaya zemin hazırlar. Zaman içinde kadının kendine olan güveni azalır ve cinsel isteksizlik gelişir.

 Son yıllarda cinsel hayatla genital estetik arasındaki bu ilişki, kadınların vajina daraltma (vajinoplasti veya vajinal estetik) operasyonlarına daha sık başvurma nedeni!

Vajina daraltma, vajina gençleştirme, vajina sıkılaştırma vajinoplasti adı altında yaptığımız bu ameliyatlarda öncelikle kötü travmatik doğum hikayesi olan kadınların ileri derece genişlemiş ve deforme olmuş vajinal yapılarının yeniden eski haline gelmesi sağlanır.

Vajinada genişleme vajinada bollaşma vajinal yapılarda esneme vajinadan ses gelmesi en sık başvuru nedenlerindendir. Fazla sayıda doğum yapmış olmak iri bebek doğurmak doğum eyleminin normalden çok uzun sürmesi müdahaleli doğum geçirmiş olan hastalarımız vajinal yapılarının hem görsel olarak hem de cinsellik sırasında çok genişlediğini ifade ederler.

Hiç doğum yapmamış olsa da tamamen kişinin kollajen yapısının özelliğine bağlı olarak vajinada bollaşma ve gevşeme hissedilebilir… Cinsel birliktelik dışında günlük aktiviteleri sırasında vajinadan hava kaçışı hissettiklerini veya gaz çıkartırmış gibi sesler geldiğini ve bu durumdan çok rahatsız olduklarını söylerler.

Bu şikayetlerle gelen hastalarımıza sıkça vajinoplasti vajina daraltma ameliyatı yaparız.

Vajina daraltma ameliyatı nasıl yapılır?

Vajina daraltma ameliyatları lokal veya genel anestezi ile yapılabilen ameliyatlardır.

 Vajina girişinden başlayarak ortalama 6-7 cm kadar vajina iç kısma kadar dokular çıkartılarak ve vajina içi emilebilen ameliyat dikişleri ile dikilerek dokular kat kat bir araya getirilir. Vajinanın tamamı daraltılır. Barsak kısmında da sarkma varsa sorunu varsa Levator kas dokusu yaklaştırması da yapılır.

Vajina daraltma ameliyatlarının başarısı için özellikle genital estetik ameliyatı yapan spesifik hizmet veren konusunda uzmanlaşmış ve deneyimli doktorlar tarafından yapılmalıdır.

Vajina daraltma ameliyatı ne kadar sürer?

Ameliyat ortalama süresi olarak 45 dakika-1 saat kadardır. İyileşme süresi 4-6 haftadır. Tamamen vücudun emdiği ürünler kullanıldığı için dikiş almak için hastalarımız başvurmazlar. Ameliyat sonrası bir kaç saat dinlendikten sonra hastalarımız günlük aktivitelerine devam edebilirler.

Vajina Temizliği

Vajina Temizliği

Kendi içinde florası mevcut olan genital bölgenin hijyeni için neler yapıyoruz, ne kadar dikkat ediyoruz? Genital bölge temizliği nasıl yapılmalı? Başka bir açıdan bakacak olursak, acaba genital hijyeni fazla mı abartıyoruz? Tüm bunların yanıtları için öncelikle genital bölgenin doğasında neler var, her şeyin yolunda gitmesi ne demek ona bakalım.

Vajinal Flora

Vajina, kendi içinde belli oran ve dengede mikroorganizma barındıran bir organdır. Vajina içindeki yararlı mikroorganizmalar koruyucu görevdedir.

Diğer taraftan vajinal pH: 4,5 olup, asidik seviyededir. Eğer her şey dengede ve dışarıdan müdahale olmuyorsa akıntı, yanma, batma, kaşıntı ya da kötü koku gibi şikayetler olmaz.

Tabi ki adet döngüsünde hormonlara bağlı olarak belli bir miktar akıntı olacaktır. Bu akıntının kıvamı zaman zaman değişebileceği gibi renksiz ve kokusuzdur. Ne zaman ki dışarıdan bir müdahale (vajinal duş gibi)  immün sistemin baskılanması veya kötü hijyen durumları olursa bu denge bozulacak ve kişide şikayetlere sebep olacaktır.

Vajinal Akıntılar

Kadınlarda vajina temizliği akıntılar iki türlüdür:

Fizyolojik vajinal akıntı: Renksiz, kokusuz, şeffaf, iç çamaşırda iz bırakmayan,

Patolojik vajinal akıntı: Kötü kokulu, yeşil, sarımtırak renkli, beyaz, kıvamlı, köpüklü, iç çamaşırda iz bırakan.

Fizyolojik akıntılara genelde adet öncesinde ve yumurtlama döneminde rastlanılmaktadır.

Genital bölge hijyeni nasıl sağlanır?

Bir kadın, genital bölge hijyenine öncelikle doğru çamaşır seçimi ile başlamalıdır. Pamuklu çamaşırlar tercih edilmeli ve mümkün olduğunca sık değiştirilmelidir. Genital bölge tüylerinin uzamadan kesilmesi, hem enfeksiyonu hem de terlemeyle oluşan kokuyu önlemede önemlidir. Bunun yanında, genital bölge temizliği için sabun kullanılmamalıdır. Çünkü alkali pH’a sahip sabunlar, asidik vajinal pH’ı bozarak dengeyi değiştirir.

Sabunla genital bölgeyi yıkamak yerine, hijyen için alkali pH içeren genital bölge jelleri tercih edilmelidir. Bu jeller de yalnızca dış genital bölge temizliği için kullanılmalı, vajina içine kesinlikle uygulanmamalıdır.

Genital bölgeyi nemli ortamlardan uzak tutun!

Nemli ortam vajinal floranın dengesini bozarak enfeksiyona zemin hazırlar. Bundan dolayı genital bölgenin nemli kalmasına neden olacak her türlü davranıştan kaçınmak gerekir. Örneğin, duş ve tuvalet sonrası genital bölgenin kurutulması nemli ortam oluşmasını engelleyecektir. Havuz veya denize girdikten sonra, ıslak mayo ile uzun zaman geçirmemek de alınacak diğer bir önlemdir. Genital bölgeyi kurutmak için saç kurutma makineleri de zaman zaman kullanılabilir.

Vajinal duş, yapılacak en büyük hatadır!

Dış genital bölge, sonrasında kurulamak şartıyla su ile yıkanabilir. Ama vajina içinin su ile yıkanması, hele ki sabun veya jel kullanılması florayı tamamıyla alt üst edecektir.

Vajina temizliği, zaten kendi içinde bir dengededir, sürekli kendisini yeniler ve yardımcıya ihtiyaç duymaz. Bu dengeyi korumak için yapılacaklar ise son derece basittir:

  • Tampon kullanıyorsanız, sık değiştirmemiz gerekir (2 saatte bir).
  • Cinsel ilişki sonrası dış genital bölgeyi yalnızca su ile yıkamanız yeterlidir.
  • Dengeli beslenme her şeyde olduğu gibi genital bölge sağlığında da çok önemlidir.

Vajina İç Dudak Küçültme

İç Dudak Estetiği Nedir?

İç dudak estetiği, genital bölge girişindeki labium minusların küçültülmesi ameliyatıdır. Ayakta duran bir kadında bacaklar kapatıldığında iç dudaklar dış dudaklardan küçük olduğu için görünmez.

Ancak iç dudak sarkması olan bir kadında ayakta bacaklar kapalı iken görünür duruma gelir. Bu durum kadınlar arasında iç dudakların dışarda olması, iç dudak büyümesi ve iç dudakların dış dudaklardan büyük olması şeklinde ifade edilir. Bu durum iç dudak estetiği ameliyatı ile düzeltilebilir. 

İç Dudak Sarkması Nedenleri

İç Dudak Sarkması yaşla birlikte hormonal değişiklikler sonucu dokuda elastikiyet kaybına bağlı oluşabilir. Bazen de yapısal olarak gelişir. Sigara kullanan kadınlarda boğ dokusu natürü diğer kişilere göre farklıdır.

Bu kadınlarda da iç dudaklarda sarmalar görülebilir. Bunun yanında kişi eğer kilo vermiş ise dış dudak yağ hacminde azalma olabilir. Fazla doğum yapmak iç dudaklarda sarkma ve deformasyona sebep olabilmektedir. Bazen de genetik olarak iç dudaklar sarkık ya da büyük olur.

Genç kadınlarda hatta bazı çocuklarda nedeni belli olmayan iç dudakta asimetri ve polip şeklinde doku çıkıntıları görülebilmektedir. Bir diğer sebep ise iç dudaklara yönelik geçirilmiş cerrahi operasyonların olması ya da genital temizlik sırasında yanlışlıkla kesilmesidir. Bu durumda iç dudak dokusu iyileşirken diğerine göre büyük kalabilir.

İç Dudak Sarkmasının Zararları

İç dudaklar ter bezlerinden zengin esnek dokulardır. İç dudakların büyümesi ve sarkması genital bölgenin nemli kalmasına neden olur. Bu durum hem ciltte kızarıklık, tahriş oluşturup hem de mikroorganizmaların çoğalmasına zemin hazırlar. Bunlar sonucu enfeksiyon gelişmesi kötü kokulu akıntı ağrı ve acıya neden olacaktır. Bu durum cinsel hayatı olumsuz yönde etkileyecektir.

İç dudakların büyük olması ya da iç dudak sarkması cinsel ilişkiye girmede güçlük yaratır. Karşılıklı alınan cinsel hazzı olumsuz yönde etkiler.

İç dudak sarkmasının bir diğer olumsuz tarafı ise iç çamaşırı giyiminde yaşanan problemlerdir. Bu kadınlar iç çamaşırı giyince rahatsız olabilir. Ayrıca dar kıyafetler bu bölgede rahatsızlık yaratır.

Koşu, bisiklet ata binmek ve benzeri spor aktiviteleri sırasında rahatsızlık ve zorlanma olabilir. Bu gibi spor aktiviteleri sonrası sarkık olan tarafta tahriş ve kızarıklık oluşabilir.

Genital bölgenin beğenilmemesi sonucunda karşı cins ile olan ilişkilerde mesafeli davranma, çekinme ve kaygı duyulabilir. Özellikle evlilik düşünen kişilerde genital bölgedeki bu sorun büyük kaygı yaratmaktadır.

Tüm bu nedenlerden dolayı genital estetik ile iç dudak problemlerinin düzeltilmesi birçok şekilde hayatı kolaylaştıracaktır. Hem cinsel hayatı düzeltecek hem de ağrı, enfeksiyon, tahriş gibi durumları ortadan kaldıracaktır.

İç Dudak Estetiği Nasıl Yapılır?

İç dudak estetiği iç dudakların normal görünümde olmadığı durumlarda yapılan bir genital estetik ameliyattır. İç dudaklar bazı kişilerde büyük, asimetrik ya da düzensiz olabilir. Bu durumda İç Dudak Estetiği ameliyatı ile düzeltme cerrahisi uygulanır. İç dudak estetiği ameliyatı mevcut problemin ne olduğuna göre planlanır.

İç dudak estetiği ameliyatı yapılırken 2 yöntem daha sık kullanılır. Bunlardan biri büyük olan iç dudağın küçültülmesi için yapılan kama çıkarma yöntemidir. Kama çıkarma yönteminde büyük olan iç dudağın orta kesimi düzeyinden tepesi vajinal girişe bakan üçgen bir parça çıkartılır. Çıkarılan iç dudak parçası sonrasında açıkta kalan kenar kesimleri dikilir. Böylece iç dudak boyutu azalır.

Vajina Beyazlatma

Genital bölge renk açma ile ilgili işlemler, son yıllarda hastalar tarafından oldukça rağbet gören tedavilerdir. Özellikle lazerle genital bölge renk açma tedavilerindeki hasta memnuniyeti oldukça fazladır. Halk arasında “genital bölge beyazlatma”, “vajina beyazlatma”, “bikini bölgesi renk açıcı işlemler”, “vulva beyazlatma” olarak da bilinen genital bölgenin renk açıcı işlemleri farklı yöntemlerle yapılabilmektedir.

Vajina beyazlatma ne demek?

Vajina beyazlatma tabiri aslında çok uygun değildir. Çünkü kadınlarda dış genital bölge ‘vulva’ olarak adlandırılır. Vajina beyazlatma yerine, vulva renk açma daha uygun bir terim olacaktır.

Vulva beyazlatma işlemleri zamanla koyulaşan, esmerleşen vulvanın koyuluğu gidermek için yapılan tedavileri içerir. Tıbbi olarak renk açıcı yani “hiperpigmentasyon” tedavileri olarak geçmektedir ve vücudun farklı bölgelerinde de uygulanabilmektedir.

Vajina (Vulva) neden kararır?

Vulva dış etmenler sonucu renk değişikliğine çok uygun yapıdadır. Hormona duyarlı deri özelliği nedeniyle ilerleyen yaş, gebelikler ve hormonal bozukluklar sonrası kararma gerçekleşir.

Vajina Kararma Nedenleri

Devamlı sentetik iç çamaşırı giyilmesi,

Günlük ped kullanımı,

Dar kıyafet giyilmesi,

Cilt PH dengesini bozan temizleyiciler, kremler ve deodarantlar sayılabilir.

Lazerle epilasyon, tüy dökücü kremler ve ağda uygulanmaları da genital bölgenin renginde koyulaşma sebebidir.

Hangi durumlarda genital bölgenin renk koyulaşması artar?

Özellikle ilerleyen yaş, sigara kullanımı, gebelik ve doğumlar, kötü genital hijyen, doğum kontrol hapları kullanımı ve kimyasal maruziyeti genital renk değişikliğine yol açar.

Genital alanın renk koyulaşması hangi hastalıklarda olur?

Bazı hastalıklar da genital alanın renk koyulaşmasına neden olabilmektedir. Bunlar:

Polikistik over sendromu,

İnsülin direnci,

Obesite (Şişmanlık),

Cushing sendromu,

Tiroid hastalıkları,

Addison hastalığı,

Adrenal bezde hormon salgılayan tümörler.

Renk açıcı tedavilere başlamadan önce herhangi bir hastalık bulgusu olmadığından emin olunmalıdır.

Vajina (Vulva) Renk Açma Tedavileri

Kliniklerin uyguladıkları farklı vajina beyazlatma yöntemleri mevcuttur. Vulva renk açma tedavileri için uygulanan tedaviler:

CO2 lazerler,

Erbium yag lazerler,

Q Switch lazerler,

Renk açıcı mezoterapi ürünleri,

Dermabrazyon ve Mikrodermabrazyon,

Genital PRP,

Evde kullanılabilen solüsyonlar sayılabilir.

Vulvaya uygulanacak bu işlemlere hastanın muayenesi sonucu karar verilir. Lazer ve solüsyon tedavileri muayene edilen gün uygulanabilen, basit, ağrısız ve günlük hayata hemen dönüşün olduğu uygulamalardır.

Lazerle genital bölge renk açma işlemi nasıl yapılır?

Lazer teknolojisi ile vulvar renk açma tedavileri özellikle son yıllarda önemli gelişmeler göstermektedir.

Lazer, termal etkisi ile deriyi ısıtıp yeni kolajen sentezini arttırır ve ciltte soyulma (eksfolyasyon) yapar. Böylelikle renkte % 40 oranında açılma sağlanır. İşlem tek seans uygulama şeklinde, bölgesel anestezi ile 5 dakika gibi kısa bir sürede yapılır. İşlem sonrası herhangi bir kısıtlama olmaksızın normal hayata devam edilir.

Lazer ile Vajina Beyazlatma Sonrası

Lazerle vajina beyazlatma sonrası ciddi bir yan etki izlenmemiştir. Hafif düzeyde bölgesel kızarıklık, batma, yanma gibi şikayetler görülebilir. İşlem sonrası birkaç gün içinde renk önce koyulaşır ve sonrasında deri soyulmaya başlar. Cinsel hayat ile ilgili herhangi bir yasaklama yoktur.

T Şeklinde Rahim

T şeklinde rahim, en sık karşılaşılan rahim şekil bozuklukları arasında yer alır. Rahmin iç kısmının normalden daha dar bir yapıda olması sebebiyle ortaya çıkan bozukluk, üreme sistemini olumsuz yönde etkileyebilir.

Doğurganlığı %70’e kadar azaltan, dış gebelik ve düşük riskini ise artıran rahim şekil bozukluğu, histeroskopi ismi verilen prosedür ile büyük oranda giderilebilir.

Peki T şeklinde rahim nasıl anlaşılır, etkileri nelerdir ve rahim şekil bozukluğu yaşayan kadınların ne yapması gerekir, biliyor musunuz? İşte bu önemli konu hakkında öğrenmeniz gereken en önemli detaylar…

T Şeklinde Rahim Nedir?

Sağlıklı bir rahim, oval ya da armut şeklini andırır. Rahim içinin orta bölümü, gebelik durumunda fetüse rahat bir şekilde büyüyebilmesi ve tehlikelerden korunabilmesi için ideal bir alan sunar.

T şeklindeki rahimler ise içeriye doğru kalınlaşan rahim duvarları sebebiyle T harfini andıran bir görünüm sergiler. Rahmin ve fallop tüplerinin işlevlerini sağlıklı bir şekilde yerine getirmesini büyük oranda etkileyen şekil bozukluğu, sık sık çift rahim ve yarım rahim problemleriyle karıştırılsa da bu sorunlara kıyasla daha kolay çözülebilen bir durumdur.

Peki çift rahim nasıl olur ve yarım rahim ne demek?

Çift rahim, henüz anne karnında oluşan bir bozukluktur. Kız çocuklarının anne karnındaki gelişim sürecinde, organları zamanla oluşur ve son hâlini doğuma yakın evrede alır.

Zamanla oluşan organlardan biri de rahimdir. Rahim oluşurken ilk olarak yumurtalık tüpleri oluşur ve bu tüpler 20. haftadan sonra birleşerek rahmi meydana getirir. Tüplerin birbiriyle birleşmemesi durumunda ise iki farklı rahim ağzı oluşur ve çift rahim adı verilen problem ortaya çıkar.

Doğuştan gelen rahim bozuklukları arasında yer alan yarım rahim probleminde yumurtalık tüplerinden yalnızca biri oluşur ve ikinci tüp gelişmez.

Bu durumda, rahmin yalnızca yarısı meydana çıkar ve bu durum da doğurganlığı büyük oranda azaltır. T şeklinde rahimde ise çift rahim ve yarım rahim problemlerinden farklı olarak herhangi bir bölünme ya da yarım kalma durumu söz konusu değildir.

T şeklinde rahmin duvar, yumurtalık tüpü, rahim ağzı gibi unsurları gayet sağlıklı ve yerindedir. Anne olmayı düşünmeyen kadınlar, T şeklinde bir rahimle ömür boyu ciddi bir sağlık problemiyle karşılaşmadan yaşayabilir.

Rahmin Ters Olması Gebe Kalmayı Engeller mi?

Rahim, genel olarak vücudun dışına, yani göbek bölgesine doğru genişleyen bir organdır. Kimi kadınlarda ise rahim, vücut içine dönük şekilde gelişebilir. Bu durum, T şeklindeki rahimlerde de gerçekleşebilir.

Rahmin ters olması, büyük oranda fizyolojik bir durumdur ve başka bir sağlık problemi tarafından tetiklenmediği sürece herhangi bir probleme yol açmaz. Bu sebeple de rahmin pozisyonunun gebe kalma üzerinde olumlu ya da olumsuz bir etkisi yoktur.

Pek çok kadın, ters yöne doğru büyüyen rahimleriyle kolayca hamile kalabilir ve gebelik süreçlerini sorunsuz bir şekilde tamamlayabilir. Gebeliğin ilerlemesiyle birlikte büyüyen rahim, ikinci ve üçüncü trimester döneminde doğal pozisyonuna oturur ve bu sayede doğum, sorunsuz bir şekilde gerçekleştirilebilir.

T tipi rahme sahip kadınların ters rahim durumuyla karşılaşması da benzer sonuçlar doğurur. Bu tip vakalarda doğurganlığı olumsuz yönde etkileyen faktör rahmin yönü değil, T şeklinde olmasıdır.

T Şeklinde Rahim ile Hamilelik

T şeklinde rahim, herhangi bir belirti gösteren ya da dışarıdan anlaşılabilen bir durum değildir. Bu sebeple de pek çok kadın, T şeklinde rahim sahip olduğunu jinekolojik bir hastalığa yakalandığında ya da hamile kaldığında öğrenir.

Rahminin T şeklinde olduğunu hamile kalmadan önce öğrenen kadınlar, basit bir cerrahi işlem ile histeroskopi prosedürü sırasında bu sorundan kolaylıkla kurtulabilir ve yaşamının ilerleyen dönemlerinde sağlıklı bir gebelik yaşayabilir.

T şeklinde rahim ile gebe kalanlar ise risk grubunda kabul edilir ve bu tipteki kadınların düşükle karşılaşmamak için ciddi tedbirler almasında yarar bulunur.

T tipi gebeliklerde düşük riski çok yüksek olsa da doğru zamanda doğru müdahalelerin yapılması ve çeşitli tedbirlerin alınması durumunda hamileliğin sorunsuz bir şekilde sürdürülmesi ve canlı doğumla noktalanması da mümkündür.

T şeklinde bir rahme sahip olduğunu hamile kaldıktan sonra öğrenen ve gebeliği hâlen devam eden kadınların doktorlarının hazırlayacağı programlara eksiksiz bir şekilde uymalarında, sağlıklı bir şekilde beslenmelerinde ve bol bol dinlenmelerinde yarar bulunur.

Rahimin İyi Huylu Tümörleri

Fibroid ya da miyom (Myom) olarak da adlandırılan rahim yumruları; iyi huylu yani kanserli olmayan büyümeler olarak tanımlanabilir. Tüm kadınların yaklaşık %30’unda görülen myomlar çoğunlukla belirgin semptomlara neden olmazlar. Bazı kadınlarda ise yerleşim yerleri, sayıları ve büyüklükleri nedeniyle adet sancısı, vajinal kanama, kansızlık, adet dönemlerinde düzensizlik ve ağrı gibi şikayetlere yol açabilirler.

Myom Nedenleri Nelerdir?

Myomlar sıklıkla görülen ve kadınların hayat konforunu azaltabilen rahimdeki iyi huylu tümörler olsalar da oluşum nedenleri henüz net olarak bilinmemektedir. Ancak yapılan bilimsel çalışmalar sonucunda;

Östrojen ve progesteron hormonlarının,

Obezite hastalığının,

Genetik faktörlerin ve

Hamilelik sırasındaki hormonal değişimlerin miyomoluşumunu tetiklediği gösterilmiştir.

Miyom Belirtileri Nelerdir?

Miyom belirtileri hastanın kist sayısına, kistlerin konumuna ve büyüklüğüne göre değişebilir. İyi huylu tümörler çok küçükse ve kadın menopoz dönemine yakınsa hiçbir belirti yaşayamayabilir. Menopoz sonrası östrojen ve progesteron seviyesindeki düşüş tümörlerin küçülmesine yol açar.

Adet döneminde ya da adet dönemleri arasında şiddetli kanama, pelvik bölgede ağrı, adet ağrısı, cinsel birleşme sırasında ağrı, uzayan adet dönemleri, karın bölgesinde şişlik gibi semptomlar da miyom belirtileri arasında yer alabilir.

İyi Huylu Rahim Tümörleri Nasıl Teşhis Edilir?

İyi huylu rahim tümörlerinin teşhisi için jinekolojik muayene yapılmalıdır. Bu süreçte vajina, rahim ağzı, vulva, fallop tüpleri, rahim ve yumurtalık kapsamlı olarak incelenir. Jinekolojik muayeneye ek olarak pelvik MRI, ultrason ve transvajinal ultrason gibi görüntüleme yöntemlerinden de miyom teşhisi için yararlanılması mümkündür.

İyi Huylu Rahim Tümörlerinin Tedavisi

Az önce de belirttiğimiz gibi her miyom tedavi edilmeyebilir. Bu noktada önemli olan hastanın şikayetleri, yaşı, öncesinde gebelik kaybı olup olmadığı, üreme isteğinin sürekliliği gibi dinamiklerdir.

Myomların ilk aşama tedavisi ilaçlarla yapılır. İlaçlarla miyomların küçültülmesi ve hastaların şikayetlerinin azaltılması mümkün değilse myomların tedavisi için cerrahi operasyonlara başvurulabilir. Tercih edilecek cerrahi operasyon kapsamında yine hastanın tercihleri ve hastanın özellikleri belirleyicidir.

Çok büyük miyomların alınması gerekiyorsa ve hasta çocuk sahibi olmayı istemiyorsa fallop tüpleri, yumurtalıklar ve rahim histerektomi operasyonu ile alınabilir. Çocuk sahibi olmayı planlayan kadınlara “miyomektomi” ameliyatı yapılabilir. Ancak miyomektomi çok büyük miyomlara sahip olan ya da miyomları rahmin bazı bölgelerine yerleşen kadınlar için çözüm olmayabilir. Miyomektomi ve histerektomi haricinde endometrial ablasyon veya uterus fibroidlerinin embolizasyonu gibi yöntemlere de myom tedavisi kapsamında başvurulabilir.

Pelvik Kas Egzersizi

Pelvik Taban Nedir?

Pelvik taban, pelvis (leğen) boşluğunun döşemesini oluşturan anatomik yapıdır. Pelvisin alt, iç kısmını örten, mesane, rahim, yumurtalık ve rektum için destek oluşturan kas ve bağ grubu pelvik tabanı meydana getirir. Bu kaslar vajinayı, anüsü, üriner açıklığı çevreler ve iskelet sistemine tutunarak pelvik bölgede bulunan organları bir arada tutar, sarkmasını önler.

Pelvisin alt, iç kısmını örten, mesane, rahim, yumurtalık ve rektum için destek oluşturan kas tabakası grubu pelvik tabanı meydana getirir.

Vücudun Neresinde Yer Alır? İşlevi Nedir?

Pelvik taban kas ve bağ dokusu vücudun kor bölgesinin tabanını oluşturur. Kor bölgesi vücudun ağırlık merkezinin olduğu ve kas bağlantıları aracılığıyla tüm vücut hareketlerinin başladığı bölgedir. Kor bölgesi bir silindir şeklinde düşünüldüğünde pelvik taban kasları bu silindirin tabanında bulunur. Pelvik taban kaslarıyla bağlantılı olarak silindirin ön duvarını derin ve yüzeyel karın kasları, arka duvarını derin ve yüzeyel omurga çevresi bel kasları, tepesini ise diyafram oluşturur.

Bu silindirik yapıya 29 çiftin üzerinde kas etki eder. Kor bölgesi statik olarak düzgün duruşumuzu korumamızı sağlarken, dinamik olarak idrar ve dışkı kontrolünü sağlamakta, gebelik ve doğum sürecinde etkin rol almaktadır. Her türlü aktif vücut hareketinin dengeli ve sinerjik olmasını sağlar.

Anüsü çevreleyen halka şeklinde 2 adet kas bulunmaktadır. İçteki halkayı istemsiz çalışan düz kas oluşturmaktadır. Dıştaki halka ise istemli çalışan çizgili kastır. Bu kas sayesinde acil dışkılama ihtiyacı olduğunda dışkı kişinin kendi kontrolü ile tutulabilmekte ve ötelenebilmektedir.

Kişi, idrar boşaltımı ya da dışkılama ihtiyacı hissettiğinde istemli olarak pelvik taban kasları gevşeterek boşaltımı gerçekleştirir. Bu ihtiyacı olmadığı zamanda ise kaslar sıkı şekilde durur.

Öksürme, gülme, oturup kalkma, hapşırma, ağırlık kaldırma, egzersiz yapma gibi eylemler gerçekleştirildiğinde kaslar daha da sıkılaşarak boşaltım kaçağı olmasını engeller.

Pelvik Taban Egzersizlerinin Faydaları Nelerdir?

Pelvik taban kasları başlı başına bir sfinkter olarak kabul edilir, kor bölgesinin önemli bir parçasıdır ve bu bölgenin tabanını oluşturur. Pelvik taban kasları, derin ve yüzeyel karın kasları, diyafram ve kalça kavşağı ile birlikte dengeli bir şekilde çalışarak kor bölgesinin stabilizasyonunu sağlar.

Pelvik taban kaslarını kasabilmek kadar, bu kasları tam olarak gevşetebilmek de son derece önemlidir. Bu kasları tam gevşetememe durumunda bağırsakta boşaltım sorunu, idrar veya dışkı kaçırma ve cinsel işlev bozuklukları gelişebilir. Pelvik taban kasları tam gevşeme idrar ve dışkılama işlevleri için esastır.

Egzersizler düzenli ve doğru yapıldığında;

• Pelvik taban ve anal sfinkter kaslarının kuvveti artar.

• Pelvik taban kaslarının kontrollü gevşemesi sağlanır.

• Perine gücü ve esnekliği artar.

• İdrar kaçırma azalır.

• Gaz, dışkı kontrolü artar.

• Genital organ prolapsusu (sarkma) olasılığı azalır.

• Normal vajinal doğumlarda yırtık oluşma riski azalır.

• Cinsel işlev bozukluğu azalır.

Kronik İdrar Yolu Enfeksiyonu

İdrar yollarının herhangi bir bölümünde ortaya çıkan enfeksiyonlar genel olarak idrar yolu enfeksiyonu olarak adlandırılır. İltihabi bir hastalık olan idrar yolu enfeksiyonu, özellikle üreme organının yapısı ve idrar kanalının daha kısa olması nedeniyle kadınlar arasında çok yaygın olarak görülür. Daha seyrek olmakla erkekleri de etkileyebilen idrar yolu enfeksiyonları bazı durumlarda tekrarlayan inatçı enfeksiyonlara dönüşebilir. Tedavi edilmediğinde böbrekleri etkileyerek daha ciddi boyutlu hastalıkları beraberinde getirebilir. Bu nedenle idrar yolu enfeksiyonları ve bunların belirtileri konusunda dikkatli olunmasında fayda vardır.

İdrar Yolu Enfeksiyonu Nedir?

Boşaltım sistemi içerisinde yer alan böbrekler, idrar kanalları (üreterler), mesane ve üretranın oluşturduğu idrar yolları içerisinde zaman zaman enfeksiyonlar ortaya çıkabilir. Bu enfeksiyonlar idrar yolu enfeksiyonu olarak adlandırılır. Tuvalet hijyeninin yetersiz olması, çocuk bezi kullanımı gibi nedenlerle çocuklarda yaygın olarak görülen bu enfeksiyonlar, idrar kanalının anatomik yapısı, ped kullanımı ve tuvalet sonrası temizliğin yanlış yapılması gibi durumların neden olduğu yatkınlıkla birlikte yetişkin kadınlarda da çok sık karşılaşılan bir durumdur. Her on erkekten biri yaşamının bir bölümünde idrar yolu enfeksiyonu ile karşılaşırken her iki kadından biri yaşamı boyunca en az bir kez idrar yolu enfeksiyonuna yakalanmaktadır. Genellikle daha yaygın ve daha hafif olan alt idrar yolu enfeksiyonları mesane ve üretrayı etkiler. Çoğu kişi için zararsız olan ve bol su tüketimi ile kendiliğinden iyileşen alt idrar yolu enfeksiyonları tedavi edilmediği veya şiddetlendiği takdirde üst idrar yollarını da etkileyerek böbrek ve üreter enfeksiyonlarına dönüşebilir. Bu bölüme ulaşan idrar yolu enfeksiyonları daha tehlikelidir ve mutlaka tıbbi tedavi gerektirir.

İdrar Yolu Enfeksiyonu Tedavisi Nasıl Yapılır?

Alt idrar yolunda oluşmuş komplikasyonsuz iltihaplar kolay bir şekilde tedavi edilebilir. Zamanında müdahale edilmesi halinde bu enfeksiyonlar genellikle hızlı bir şekilde iyileşir. Komplike olmayan enfeksiyonların %30-50’si kendiliğinden ve hasar bırakmadan iyileşse de rahatsız edici semptomların iyileştirilmesi ve patojenlerin tamamen yok edilmesi için çoğunlukla ağız yoluyla alınan antibiyotikler reçetelendirilir. Böbrek tutulumu ile birlikte gelişen enfeksiyonlar ise erken dönemde tedavi edilmediği takdirde böbreklerde kalıcı hasarlara neden olabilir. Enfeksiyonlarda etkili bir tedavinin sağlanması ve tekrarlanmanın önlenmesi açısından iltihaplanmaya yol açan mikroorganizmanın tam olarak tespit edilmesi önemlidir. Bunun için idrar kültürü alınarak hastalık etkeni olan patojen tespit edilebilir. Böylelikle bu mikroorganizmaya yönelik dar spektrumlu antibiyotiklerle tedavi gerçekleştirilebilmesi mümkündür. Alt karında, kasıklarda ve idrar çıkışı esnasında idrar yollarında hissedilen ağrı ve spazmların önlenmesi için ağrı kesici ilaçlardan yararlanılabilir.